İdrak Haber

Hak Üzere Sebat Edenler ve Statüko Baskısına Yenik Düşenler

Hak Üzere Sebat Edenler ve Statüko Baskısına Yenik Düşenler
Ebu Musab Et-Turki
Ebu Musab Et-Turki( [email protected] )
14 Şubat 2020 - 18:07

Hak Üzere Sebat Edenler ve Statüko Baskısına Yenik Düşenler

Pisi temizden ayırt eden, daha sonra da pisleri üst üste biriktirerek cehenneme atacak olan ve dostlarının düşmanlarını hem dünyada hem de ahirette rezil edecek olan Allah’a hamdolsun.

Salat ve selam önderliğiyle ümmete ışık tutan Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e, O’nun tüm âl ve ashabına ve kıyamete kadar onun yoluna tabi olanlara olsun.

Bundan sonra;

Allah Azze ve Celle yüce kitabında şöyle buyurmuştur: “Fitne (şirk) kalmayıncaya ve dinin tamamı Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.” (Enfal, 39)

Bu ayeti kerimede Yüce Allah kullarına kâfirlere karşı savaşmayı niçin onlara farz kıldığını açıklamıştır. O sebep de yeryüzünde dinin tamamının Allah’ın olmasıdır.

Günümüzde kâfirlere karşı din için savaştığını iddia eden taifelerin hak üzere olup olmadıklarının en büyük kıstaslarından birisi onların bu savaşla neyi amaçladıkları ve savaş sonucu elde ettikleri topraklarda ne ile hükmettikleridir.

Öyle ki günümüzde işledikleri şirkleri ve küfürleri apaçık olan taifeler bile Allah yolunda savaştıklarını iddia etmekteler. Ancak onların bu savaşlarının hakikatine inildiğinde onlar ne ele geçirdikleri topraklarda Allah’ın hükümleri ile hükmetmekteler, ne yeryüzünden şirkin izalesi için savaşmaktalar, ne kâfirlerle dost olmaktan ve onlara velâ uygulamaktan imtina etmekteler, ne de İslam’ın savaşı meşru kıldığı sebeplerden herhangi birini tahkik etmekteler.

Günümüzde hak, batıl olarak; batıl da hak olarak algılandığından dolayı, savaşın farz kılınmasının amaçlarını yerine getiren İslam Devleti maslahat ve siyaset bilmemekle, haricilikle ve Müslüman oldukları iddia edilen insanları öldürmekle suçlanmakta. Buna mukabil olarak da bu amaçları sırlarının ardına atarak kendilerinin ve tağutların maslahatlarına hizmet ederek savaşan riddet ve utançlık taifeleri de hak üzere savaşan taifeler olarak lanse edilmekte.

Son nefesine kadar hiçbir taviz vermeden savaşanlar mı hak üzeredir, dinlerinden taviz vere vere tağutların uşakları haline dönüşen ve onlar saldır dediklerinde saldıran ve dur dediklerinde duranlar mı?

Allah’ın dini yeryüzünde hâkim olsun diye savaşanlar mı hak üzeredir, yoksa savaşlarının gayesinde Allah’ın hükmünün isminin bile zikredilmediği bir savaşa sahip olanlar mı?

Ele geçirdikleri her karış toprakta tüm dünyanın baskısına ve düşmanlığına rağmen Allah’ın hükümlerini olduğu gibi uygulayanlar mı hak üzeredir, yoksa tağutların baskısına maruz kalmamak için adı hariç bütün hükümleriyle demokrasiyle uyuşan yasalarla hükmedenler mi?

Bilin ki Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.” (Maide, 44)

Müslümanları dost edinip onlara velâ uygulayanlar ve onların din ve ahiret maslahatları için çalışanlar mı hak üzeredir, yoksa tağutların talimatları doğrultusunda Müslümanlara haricilik yaftasıyla hapishanelerine doldurup her türlü işkenceleri yapan ve sonunda onları infaz edenler mi?

Dara girdiğinde yalnızca Allah’tan yardım dileyerek meşru sebeplere sarılanlar mı hak üzeredir? Yoksa dara girdiğinde tağutların ayaklarına kapanarak onlardan yardım uman ve onların emirleri doğrultusunda hareket edenler mi?

Bilin ki Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Sizden her kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır.” (Maide, 51)

Kendilerini İslami bir yapı olarak gösterme gayretinde olan riddet toplulukları olan sahavat gurupları, ele geçirdikleri bölgelerde Allah hükümlerini uygulamamışlardır, zira onların topraklarında kadınlar açık saçık gezebilmekte, aleni bir şekilde sigara içilmesine hiçbir ses çıkarılmamakta, zina yapana ne celde ne de recm haddi uygulanmamakta, hırsızın eli kesilmemekte, ve daha saymakla bitmeyecek olan hiçbir hüküm uygulanmamaktadır.

Üstüne üstlük bazen zorbalıkla bazen de İslam’ın hükümlerini kullanarak halka her türlü baskı yapılmaktadır, zira cemaatlerinin pisliklerini deşifre eden yüzlerce medyacı ve diğer sivil halktan insanları hapishanelere doldurmuşlardır. Yine İslam’ın zekât emrini yerine getirmek bahanesiyle farklı türdeki malların zekâtlarını toplamış, ancak daha sonra zekattan toplanan bu mallar dağıtılması gereken yerlere dağıtılmamış, bilakis ceplere indirilmiştir.

Bu riddet taifeleri başta efendileri olan Türkiye tağutu olmak üzere tağutların istekleri doğrultusunda İslam Devleti askerlerine baskınlar düzenleyip onlardan sağ olarak ele geçirdiklerine hapishanelerinde diğer tağutların bile yapmadığı acı dolu işkenceleri yapmışlardır. Daha sonra da bu Müslüman kardeşlerimizden bir kısmını tasfiye etmişlerdir. Hala da mürtedlerin bu işkence hapishaneleri İslam Devleti’nin Allah yolunda cihad eden askerleriyle doludur.

Yine bu riddet grupları Müslümanlara karşı savaşta kâfirlerden her türlü yardımı almışlardır. Şimdi de yine aynı kâfirlerden diğer kâfirlere karşı yardım alabilmek için çırpınmaktalar. Bir kâfirden Müslümana karşı yardım almak açık bir küfürdür, kâfirden başka bir kâfire karşı yardım almak ise bazı şartların tahakkuk etmesi şartıyla caiz olur ki bu şartlar da asla bu utanç gruplarında bulunmamaktadır.

Yine Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Onlar öyle kimselerdir ki, şayet kendilerine yeryüzünde temkin versek, namazı ikame eder, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin akıbeti Allah’a aittir.” (Hac, 41)

Ey Allah’ım bizler şahidiz ki senin kendilerine bir dönem büyük topraklarda temkin bahşettiğin İslam Devleti’nin evlatları şenin bu temkin sonucu gerçekleştirilmesini istediğin amaçları güçleri nispetinde gerçekleştirmişlerdir.

Ey Allah’ım yine bizler şahidiz ki riddet taifeleri ellerine geçirdikleri topraklarda senin hükümlerini uygulamamışlardır, bilakis bunun aksine sahip oldukları güçleri Müslümanlara karşı savaşmakta, onlara eziyet etmekte ve tağutları razı etmekte kullanmışlardır.

Ey Allah’ım! Rasûlü’nün ashabı döneminde zekât vermekten imtina ederek riddete düşenlerin bu riddetlerini Ebu Bekir radıyallahu anh’a verdiğin ferasetle gün yüzüne çıkardığın gibi, bugün de günümüzdeki riddet taifelerinin riddetlerini İslam Devleti önderlerine bahşettiğin ferasetle gün yüzüne çıkarmandan dolayı sana layık olduğun gibi hamd ediyoruz.

Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İdrak Medya'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2020 İDRAK MEDYA