İdrak Haber

Hicret Kâfirlerle Savaş Devam Ettiği Sürece Bitmez

Hicret Kâfirlerle Savaş Devam Ettiği Sürece Bitmez
02 Temmuz 2020 - 21:20

Hicret Kâfirlerle Savaş Devam Ettiği Sürece Bitmez

İslam Devleti’nin resmi yayın organlarından biri olan El-Hayat Medya tarafından Rebiülevvel 1438 tarihinde, Rumiyah dergisinde yayımlanan “Hicret Kâfirlerle Savaş Devam Ettiği Sürece Bitmez” isimli makaleyi sizlerin okumasına sunuyoruz.

Abdullah bin Sa’di’nin r.h şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Bir heyetle Allah Rasûlü’nün ﷺ yanına gelmiştik. Arkadaşlarım Allah Rasûlü’nün ﷺ yanına giriyor ve ihtiyaçlarını gideriyorlardı. Son giren ben olmuştum. Allah Rasûlü ﷺ bana: ‘Senin ihtiyacın nedir?’ buyurdu. Ben de: ‘Muhakkak ki ben, arkamda, artık hicretin sona erdiğine inanan bir toplum bıraktım, hicret ne zaman sona erecektir?’ dedim. Bunun üzerine Allah Rasûlü ﷺ şöyle buyurdu: ‘Kâfirlerle savaş devam ettiği sürece hicret bitmez.’” [Ahmed, Nesai ve İbni Hibban rivayet etti.]

Ebu Hind El-Baceli’den rivayet edildiğine göre şöyle dedi: “Bizler, Muaviye’nin yanında oturmuştuk. O da yatağının üzerinde oturmuş, gözlerini yummuştu. Bizler de bu sırada kendi aramızda hicreti konuşuyorduk. Bizden biri; ‘Hicret artık bitmiştir.’ diyordu. Bir diğeri ise; ‘Hicret sona ermedi.’ diyordu. Bunun üzerine Muaviye uyandı ve şöyle dedi: ‘Ne konuşuyorsunuz?’ Biz de ona durumu anlattık. Muaviye, Allah Rasûl’ünden ﷺ az hadis nakledenlerdendi. Bunun üzerine şöyle dedi: ‘Bizler bunu Allah Rasûlü’nün ﷺ yanında zikrettiğimizde o şöyle buyurdu: ‘Tevbe kesilinceye kadar hicret de kesilmez. Güneş de batıdan doğmadıkça tevbe kesilmez.’” [Ahmed, Ebu Davud ve Darimi rivayet etti]

Evet, kâfir ve mürtedlerle savaş devam ettiği sürece hicret sona ermeyecektir. İster savaş, Irak ve Şam’da olsun, isterse de bu iki bölgenin dışında olsun fark etmez. Allah Rasûlü’nün ﷺ de bize bildirdiği gibi kıyamet kopmadan önce Mesih n inene ve son savaşlarda onlara önderlik yapana kadar bu ümmetten bir grup, Allah ﷻ yolunda savaşmaya devam edecektir. Her ne kadar haçın kulları ve mürtedler, hicret yolunu kapatmaya çalışsalar da muhakkak ki, tevekkül edenler ve İslam’ın sınır hatlarına hicret etmeyi arzulayanlar için açık birçok yol vardır. “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir.” [Kasas, 22]. “Ben Rabbime (O’nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir.” [Saffat, 99]. “Ben, Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” [Ankebut, 26].

“Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim.” [Taha, 84].

Hicret konusunda böyle kimselerin örneği, Allah ﷻ yolunda eziyet çeken ve insanların eziyetini Allah’ın ﷻ azabı gibi saymayan Ulu’l Azm Rasûlleridir. Allah’a ﷻ hicret etmek isteyen kimse, hicret yolunda, kulu Mevla’sına yaklaştıran sıkıntı ve imtihanlarla karşılaşacağını bilir. Nitekim kutsi bir hadiste şöyle geçmektedir: “O bana bir karış (miktarı) yaklaşırsa, ben ona bir kulaç (miktarı) yaklaşırım. O bana bir kulaç (miktarı) yaklaşırsa, ben ona bir arşın (miktarı) yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim.” [Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre’den rivayet etti.]

Bu yol, onun geçişi için her ne kadar ter ve kan dökmeyi gerektirse de onun, daha güzeline ve daha fazlasına erişmek için daha çok mücadele etmesi gerekir. Ayrıca izzetli ve onurlu bir Muvahhid ve Mücahid olarak yaşayacağı bir toprağa gitmek isteyen birinin, en büyük düşmanı olan şeytan ile mücadele etmesi gerekecektir. Eğer bu yolda ölür veya şehid olursa yeri, muktedir hükümdarın katında, doğruluk meclisinde olacaktır. Allah Rasûlü ﷺ şöyle buyurdu: “Şeytan, âdemoğlunun her yerde önüne oturur. Müslüman olma yoluna oturur ve şöyle der; ‘Sen Müslüman mı olacaksın? Dinini mi terk edeceksin? Babalarının ve atalarının dinini mi terk edeceksin?’ O kimse şeytanı dinlemez, ona isyan eder ve Müslüman olarak kalır. Daha sonra Şeytan, hicret eden kimsenin yoluna oturur ve şöyle der: ‘Kendi yurdunu terk edip hicret mi edeceksin? Hicret edenin durumu dizginlerinden bağlanmış at gibidir.’ O kimse yine ona isyan edip hicret eder. Daha sonra şeytan, cihad yolu üzerine oturur ve şöyle der: ‘Cihad hem malını hem de gayretini harcama demektir. Savaşacak ve öldürüleceksin. Karın başkasıyla nikâhlanacak, malların taksim edilecek.’ O kimse yine şeytana isyan eder ve cihad eder.” Daha sonra Allah Rasûlü ﷺ şöyle buyurdu: “Kim bunları böyle yapar ve ölürse, o kimseyi Cennete koymak Allah ﷻ üzerine bir haktır. Savaşta öldürülse, o kimseyi Cennete koymak Allah ﷻ üzerine bir haktır. Boğularak ölse, o kimseyi Cennete koymak Allah ﷻ üzerine bir haktır. Hayvanın sırtından düşüp ölse, o kimseyi Cennete koymak Allah ﷻ üzerine bir haktır.” [Ahmed, Nesai ve İbni Hibban Sebure bin Ebi Fakih’ten rivayet etti]

Eğer hicret eden kimse, Allah’a ﷻ karşı niyetini ihlaslı kılar ve onun yolunda sebat ederse, onun hicretinin sonu bağışlanma ve cennetle müjdelenmek olur ve bunda bir şüphe yoktur. Allah ﷻ şöyle buyurdu: “Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” [Nisa, 100]

Türk mürtedler muhacirlerin Şam’a girmesini engellemek için bir duvar örüyor

Bilakis hicrette büyük bir bereket vardır. Şayet Muvahhid bunu bilseydi, kendisine Allah’ın ﷻ rızasını satın almak için yanındaki bütün dünya metaını satardı. Amr bin As’tan r.h rivayet edildiğine göre şöyle dedi: “Allah’u Teâlâ İslam’ı kalbime yerleştirdiği zaman Peygamber’e ﷺ gelerek; ‘Uzat sağ elini de sana biat edeyim’ dedim. Hemen sağ elini uzattı. Ben elimi çektim. Allah Rasûlü ﷺ: ‘Ne oldu sana ya Amr?’ dedi. Şart koşmak istedim, dedim. ‘Neyi şart koşuyorsun?’ buyurdular. ‘Af olunmamı’ dedim. ‘Bilmez misin ki; İslam, kendinden önceki günahları yok eder, hicret de ondan önceki günahları yok eder, Hac da ondan önceki günahları yok eder?” buyurdular. [Müslim rivayet etti].

Tufeyl bin Amr’dan rivayet edildiğine göre Peygamberimiz ﷺ Medine’ye hicret ettiği zaman Tufeyl bin Amr Ed-Devsi de r.h kavminden biriyle birlikte Medine’ye hicret etti. Fakat Medine’de hastalandılar ve sıkıntı çektiler. Bilhassa Tufeyl bin Amr’ın r.h arkadaşı, hastalıktan çok elem ve acı duymaya başladı. Nihayet bir gün keskin bir bıçakla kendi parmak eklemlerini kesti. Parmaklarından aşırı kan gelmesi sebebiyle öldü. Sonra Tufeyl bin Amr r.h arkadaşını rüyasında gördü. Onu çok güzel bir surette fakat eli sarılı olduğu halde görünce ona: ‘Rabbin ﷻ sana ne yaptı?’ diye sordu. O da: ‘Peygamberinin ﷺ yanına hicret ettiğim için Rabbim ﷻ beni affetti, beni bağışladı’ diye cevap verdi. Tufeyl bin Amr h: ‘Neden seni iki elin sarılmış görüyorum?’ diye sordu. Arkadaşı da: ‘Bana, ‘Kendi vücudundan bozduğun şeyi düzeltmeyiz!’ denildi, diye cevap verdi. Tufeyl bin Amr r.h bu vakıayı ve rüyasını Peygamberimize ﷺ anlattı. Bunun üzerine Peygamberimiz ﷺ: ‘Allah’ım! İki eli için de mağfiret eyle’ diye dua buyurdu.” [Müslim rivayet etti]

Evet, Allah ﷻ kendisini öldüren bir adamı, Allah’a ihlaslı bir niyetle hicret ettiği için bağışladı. Ey tağutların entrikalarının kendilerini Irak ve Şam’a hicret etmelerini engelleyenler! Muhakkak ki, hicretin kapısı kıyamet kopana kadar açık olmaya devam edecektir. Her kim Irak ve Şam’a hicret edemiyorsa Libya, Horasan, Yemen, Sina, Batı Afrika veya Hilâfetin diğer vilayetlerine hicret etsin veya yeryüzünün doğusunda ve batısında bulunan Hilâfet askerlerine katılsınlar.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İdrak Medya'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2020 İDRAK MEDYA