İdrak Haber

Kınadığınız Ne Varsa, Kınanarak Ödüyorsunuz!

Kınadığınız Ne Varsa, Kınanarak Ödüyorsunuz!
Ebu Leys El-Anbari
Ebu Leys El-Anbari( [email protected] )
13 Şubat 2020 - 19:58

Kınadığınız Ne Varsa, Kınanarak Ödüyorsunuz!

Allah ﷻ, asırlar sonra yeryüzünde Müslümanların tekrar bir araya gelmesi ve Allah ﷻ yolunda cihad ederek kâfirleri hezimete uğratması için, Müslümanlara ait bir devlet ve adil bir Hilâfeti tekrardan var etti. Öyle ki yeryüzünün birçok beldesinden Müslümanları o devletin etrafında topladı ve kimi zaman şehid pazarları kurarak kullarından dilediklerini şehid olarak katına alırken, kimi zaman ise kâfirleri kahretmek ve Müslümanların kalplerini ferahlatmak için onlara fetihler nasip etti.

Hilâfet askerleri İslam akidesi ve menheci üzerine Allah’ın yardımı ve lütfuyla dünya üzerindeki küfür sistemlerine karşı savaş açıp harekete geçince, tağutları ve askerlerini büyük bir korkuya duçar ederek tehlikeli bir acı sona doğru itmeye başladılar.

Sıranın bir gün kendilerine de geleceğini gören Yahudi ve haçlı ülkeler ise hemen bir araya gelip acil toplantılar tayin ederek, İslam Devleti’ne ve ikame ettiği İslam şeriatına karşı savaşmak için fikir alışverişi yapmaya başladılar.

Askerlerinin ve demirlerinin, İslam Devleti karşısında rüzgârın bir yaprağı fırlattığı ve aciz bıraktığı gibi fırlatıldıklarını ve aciz kaldıklarını görünce bu yönden onlara üstün gelemeyeceklerini anladılar. Geriye tek bir yol kalıyordu; zahiren Allah’ın kelimesi için savaştıklarını iddia eden yani dilleri “La ilahe illallah” diyen lakin tağutların gölgesi altında onların emirleri doğrultusunda hareket edecek ve “La ilahe illallah” kelimesini boğazlarından aşağıya indirmeyecek olan sahavatlar!

Bu sahavatlar kendilerini, İslam Devleti’ne karşı bütün kuvvetleri ve dilleri ile mücadele ederek hesap edemedikleri ve daha sonra kendilerini saracak olan bir zilletin ve amansız bir savaşın içine doğru sürüklediler. Öyle ki İslam Devleti’nin izzetli askerleri tarafından nerede ele geçirildiyseler hemen Allah’ın hükmüyle karşılaştılar ve zillet içinde ölümün acı yüzünü gördüler.

İslam Devleti’ne karşı savaşılması ve Allah’ın kelimesinin yeryüzüne yayılmaması için devamlılıklarının sağlanmaya çalışıldığı HTŞ, El-Kaide ve kardeşleri de Şam sahasında mürtedlerin emirleri altında sahavatlık görevini yüklendiler.

İslam Devleti beldelerinde şeriat ile hükmederken, öncüleri ve kendilerine biatlı oldukları Şeyhleri her hafta iftira ve karalamalar yapmak suretiyle videolar çekip batıl fetvalarla insanları İslam Devleti’nden alıkoymaya çalıştılar. Öyle ki onların en büyük Şeyhlerinden bir tanesi, “Bütün dünya İslam Devleti’nin hak olduğunu söylese ve daha sonra onların safına geçse, ben yine de onlara karşı mücadele etmeye devam edeceğim” sözleri ile sapık yollarını bir kez daha herkese göstermişti.

İslam Devleti beldeleri haçlı ve mürted devletler tarafından vahşice bombalandığı zaman, bunun sorumlularının İslam Devleti ve onun ikame ettiği İslam şeriatı olduğunu iddia ederek, bunların kalkması halinde Şam’daki Müslümanların felaha ereceklerini beyan ettiler.

Kendileri İslam şeriatını ve Hilâfetini kabul etmeyerek işi tağutların çıkarları için savaşılmaya kadar götürdükleri halde, beldelerindeki insanları haçlı ve mürted devletler tarafından bombalanmaktan, katledilmekten ve beldelerinden zorla göç etmek zorunda bırakılmaktan kurtaramadılar.

İslam Devleti, sayısı sekseni aşan ülkelere karşı en şiddetli şekilde bombalandığı zaman onlar, “beldelerini iki havan topundan koruyamadılar” diyerek alay ettiler.

Bugün kontrollerindeki bölgelerde, tağutların kazmış olduğu hendeğin içinde olmalarına rağmen, sayısı üçü geçmeyen haçlı ve mürted devletler tarafından zelil edilmek ve karşılık verememek şartıyla diledikleri gibi bombalanmaktadırlar.

Hol Kampı’ndaki esir kadınlarımıza dil uzatarak “sizin namusunuz kirlenmiştir” diyerek Müslüman kadınlara zina isnadında bulunanlar, kendi annelerine, bacılarına ve kızlarına göz dikmiş ve imkân bulması halinde iffetlerini kirletecek olan Nusayri askerlerini yakaladıkları zaman, kimseye ikram etmediklerini onlara ikram etmekte ve işin sonunda başlarına hiçbir felaket gelmeden tekrar Nusayri ordusuna teslim etmektedirler.

İslam Devleti beldelerinde, hırsızın elini kesmek, zina yapanları recmetmek, Lût kavmi amelini işleyenleri en yüksek binalardan atarak taşlamak, içki veya sigara içenlere had cezası uygulamak gibi şer’i hükümlerle hükmedince, hemen onların harici olduklarını ve bu yaptıklarının aşırıların amelleri oldukları yönünde dolaylı yollardan iftiralar dizmeye başladılar. Lakin onlar kendi oğullarını tanıdıkları gibi İslam Devleti’nin İslam şeriatını en doğru şekilde ikame ettiğini biliyorlardı.

Kendileri de bu uğurda savaştıklarını iddia etmelerine rağmen, kontrollerindeki bölgelerde hırsızı, demokrasi dinine göre hapsetmek, zina ve Lût kavminin amelini yapanlardan, para almak şartıyla serbest bırakmak, içkiyi gizli, sigarayı ise açıktan içmelerine icaze vererek Şam ehlini ifsad etmektedirler.

Evet, hem İslam Devleti hem de bu sahavatların kontrollerindeki siviller bombalandı.

Lakin arada büyük bir fark var; İslam Devleti’ndeki insanlar münkerden uzak bir şekilde şeriatın gölgesi altında öldürüldüler, bu muhaliflerin bölgelerindeki insanlar ise, İslam şeriatından uzaklaştırılmış ve tağutlara mecbur bırakılmış halde öldürüldüler. Onların hem dünyalarını onlardan aldılar hem de ahiretlerini.

Yani kısacası İslam Devleti aleyhinde iftiralar ve karalamalarla kınadıkları ne varsa, bugün kendi beldelerinde bunlar tarafından kınanarak ödemeye devam ediyorlar.

Allah ﷻ, yerin ve göğün Rabbidir. O ﷻ, gizliyi, gizlinin de gizlisini bilendir. Hamd ve sena O’nadır ﷻ ki, bugün başta Şam sahasında olmak üzere dünya üzerinde, O’nun ﷻ kelimesine karşı savaşan bütün mürtedlerin ve onların destekçileri olan sahavatların gerçek yüzlerini ortaya çıkarmıştır. Öyle ki bu sahavatlar artık bu durumu inkâr edememekte, şer’i siyaset veya Müslümanların maslahatı adı altında bunları meşrulaştırmaya çalışmaktadırlar.

Allah’ım senden, kelimeni yüceltmek, yolunda salih amel işleyebilmek, rızanı kazanabilmek ve sana şirk koşan bütün toplulukları ortadan kaldırmak için yardım talep ediyoruz. Sen bizim Mevla’mız ve en büyük yardımcımızsın.

Allah’ım senden, Şam sahavatının işlediği cürümleri onlara mühlet vere vere ortaya çıkardığın gibi, içimizden bazı toplulukları da tekrardan Şam’a şeriatını taşımları için çıkarmanı diliyoruz.

Bu sana zor değildir ey yüce Arşın sahibi!

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İdrak Medya'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2020 İDRAK MEDYA