İdrak Haber

Taha Suresi Gölgesinde İslam Devleti – 2

Taha Suresi Gölgesinde İslam Devleti – 2
Ebu Ğureyb Eş-Şami
Ebu Ğureyb Eş-Şami( [email protected] )
07 Haziran 2020 - 21:42

Taha Suresi Gölgesinde İslam Devleti – 2

“Yerleri ve yüksek gökleri yaratan tarafından indirilmiştir.” (Taha Suresi – 4. Ayet Meali)

“O, Rahman arşa istiva etmiştir.” (Taha Suresi – 5. Ayet Meali)

“Göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan herşeyin ve toprağın altında bulunan her şey O’na aittir.” (Taha Suresi – 6. Ayet Meali)

Ey Müslümanlar!

Rabbinizi hayatınızın her alanında tevhid etmede ve O’nun yolunda cihad etmede, sizleri kâfirlere karşı bir korku tutmasın. Onlardan çekinmeyin. Onların var olan geçici güçleri sizi aldatmasın. Tevhidi hakim kılmak için onların var olan görkemleri sizi aldatmasın. Çünkü sizin Rabbiniz yerleri ve gökleri yaratandır. Bu bizler için bir moral ve müjdedir. Çünkü onların sahipmiş gibi gözüktükleri her şeyin gerçek sahibi ve yöneticisi Allah Subhanehu’dur. Dilediği zaman onları helak edecek ve dilediğini dilediği gibi yaratacaktır. Zira o gökleri ve yeri yaratmaya kadir iken (ki O her şeye kadirdir) asrın firavunları ve ordularını dilediği zaman dilediği gibi helak etmeye, onları zelil bizleri aziz kılmaya da kadirdir. Rabbinizin bu ayetini asla unutmayın. Yerleri ve gökleri yaratan o ise başka kimse kendisinden korkulmaya layık değildir. Onlardan ancak Rablerini hakkıyla tanımayanlar korkacaktır. Bizler, arşa istiva eden, Rahman olan Rabbimizden korkarız ve O’nun Mü’minlerin yanında olduğundan, Mü’minlere güç olarak yeteceğinden şüphe etmeyiz. Bu bize şeref olarak yeter. Yardımcımız arşa istiva eden Rahman ise, başka hangi güç ve otorite bize galip gelebilir?

Ey Müslümanlar!

İşte kâfirler bütün ihtişamıyla karşınızda. Kıtaları yok edecek silahlar, gözle görülmeyen uçaklar, okyanusun karanlıklarında yüzen araçlarla… Öyle ki İslam ümmeti olarak bu ihtişamların hiçbiri bizde mevcut değil. Onlar bizleri evlerimizde dahi rahat bırakmayıp dinlemekteler. Bütün teknolojik imkânlarla bizlere hareket alanı bırakmamaktalar.

Amerika’nın, Rusya’nın, Çin’in, evrensel ve bölgesel tağutların ve onların ordularının güçleri nasıl da karşımızda bir dağ gibi gözükmekte. Ve şeytan ve dostları ise bize, Müslümanların bu güçlere karşı asla galip gelemeyeceğini fısıldamaktalar.

Oysaki bu güçleri yok eden, onların aslında hiçbir şeyleri olmadığını ispat eden, ellerinde var olan bütün imkanların hepsinin aslında bir resimden ibaret olduğunu gösteren tek bir cümle var. Ve biz buna iman ettik.

“Göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan herşeyin ve toprağın altında bulunan her şey O’na aittir.” (Taha Suresi – 6. Ayet Meali)

Yakînen iman eden için, küfür ve düzenlerini, ordu ve teknolojilerini yıkıp yok eden başka bir şey var mıdır?

“Sözü açığa vursan da gizlesen de birdir. Çünkü O açığı da, gizliyi de bilendir.” (Taha Suresi – 7. Ayet Meali)

“Çünkü O Allah’tır. Ondan başka ilah yoktur. En güzel isimler O’na aittir.” ( Taha Suresi – 8. Ayet Meali)

Ey tevhid mücadelesi için her şeyini ortaya koyanlar ve koyduğunu iddia edenler!

“Bizim kâfirlere karşı yeterli imkanımız yok”, “Gücümüz ancak buna yetiyor” diyenler!

Ümmetin evlatları şehid, kadınları esir olurken, şeriat beldeleri yakılıp yıkılırken, “biz bize düşeni yapıyoruz” diyenler!

Bu ayeti unutmayın. Rabbiniz gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. Öyle ki sizin bile kendinize açıklamaktan korktuğunuz hakikatleri bilir. O’ndan bir şey gizli kalmaz. Rahat hayatlar içerisinde dünyada kendinizi kandırabilirsiniz. Lakin gizleyip durduğunuz hakikatleri, her gizli ve açığı bilen Rabbiniz size açacaktır. Gelmesinde hiçbir şüphe olmayan o günde, gizlediğiniz hakikatlerle yüzleşmekten korkmalısınız. O gün gizliler açılacak, mazeretler ortaya çıkarılacak ve herkes kendi hesabını verecektir. O gün karşılaşmaktan korkmayacağınız niyetler ve ameller hazırlayın. Ve unutmayın Rabbinize hiçbir şey gizli kalmaz.

Kendinizi kandıracak mazeretlere sığınmayın. Çünkü muhatabınız, “O Allah’tır. O’ndan başka ilah yoktur. En güzel isimler O’na aittir.” muhatabı Allah olanın dürüst olmaktan başka seçeneği yoktur.

“Sana Musa’nın haberi gelmedi mi?” (Taha Suresi – 9. Ayet Meali)

Ey Muvahhidler!

Ey İslam cemaatlerinin emirleri ve fertleri!

Size Musa’nın haberi gelmedi mi?

Gelmedi mi onun asrın tağutu karşısındaki tutumu ve mücadelesi? O’nun davasına olan sadakati ve kimseden korkmadan hakkı haykırışı ve bir an geri durmayışı? Gelmedi mi Musa aleyhisselamın “maslahat” ve “gücümüz yok” bahanelerinin arkasına sığınmadan asrın tağutuyla mücadele etmesi?
“Ben firavunla savaşırsam, beni, ehlimi ve malımı yok eder” bahanelerine sarılmadığını, benim elimden firavun ve sistemiyle savaşmak gelmez demediğinin haberi sizlere gelmedi mi?

Ve ben sizlere bir taaccüp halinde soruyorum, cidden sizlere gelmedi mi tevhid için mücadele edenlerin haberi?

Bütün dünyanın güçlerini birleştirip üzerlerine ittifaklar kurdukları topluluğun haberi size gelmedi mi?

Gelmedi mi sizlere, İslam şeriatı hâkim olsun diye hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayan yiğitlerin haberi?

İzlemediniz mi medyalarda, şeriatı tatbik eden ve bunu bir gurur ile dünyaya ilan eden Muvahhidleri?

Bütün kâfir, münafık ve mürtedlerin kendisine karşı aynı safta savaştığı İslam’ın devletinin haberi size gelmedi mi?

Hilâfeti icra ettiği, kısasları uyguladığı, recm, tazir ve benzeri hükümleri uyguladığı, malı olandan zekâtı alıp fakirlere dağıttığının haberi gelmedi mi?

Yiğit Muvahhidlerin asrın firavununa ve askerlerine karşı nasıl hakkı haykırdığının ve bu uğurda kimseden korkmadan cihad ettiğinin ve bütün bedellere rağmen cihadına devam ettiğinin haberi gelmedi mi?

Yoksa bu haberler geldi de, sizler kendinizi erkek ve adamlar hitabına layık mı görmediniz? (Taha-1)

Yoksa bu Kur’an ve onun mücadelesinde bir zorluk mu buldunuz? (Taha-2)
Rabbinize karşı içiniz titremez mi oldu? (Taha-3)

Unuttunuz mu yeri göğü yaratanın, arşa istiva eden Rahman’ın O olduğunu ve ikisi arasındaki her şeyin O’na ait olduğunu? (Taha-4-5-6)

Haberi geldi de, Rabbinizin gizli ve açık her şeyden haberi olduğundan gafil mi oldunuz?(Taha-7)

Onun Allah Subhânehu olduğunu ve en güzel isimlerin O’na ait olduğunu ve sizi habersiz bırakmayacağını anlamaz mı oldunuz? (Taha-8)

Son olarak sizlere soruyorum ilk ayetleri anlayanlar iseniz, bu haberler size gelmedi mi?

“Hani bir ateş görmüştü de, ehline şöyle demişti: ‘Şurada yanan ateşten bir parça kor alayım veya onun yanında bir yol gösterici bulurum’ demişti. (Taha Suresi – 10. Ayet)

Selam olsun Muvahhidlerin imamı Musa’ya! (aleyhisselam).

Tur Dağı’nda yanan ateşi gördü de ondan ehlini faydalandırmak istedi. Güzel bir niyetle, yakılmış olan ateşe doğru gitti. Âlemlerin Rabbinin ona neler hazırladığını bilmeden… Gecenin karanlığında kendisine tabi olan ehline faydalar umarak… Bunun için yol aldı yakılmış ateşe doğru. O ateşin âlemlerin Rabbi tarafından yakıldığını ve o zamanda yaşayan en büyük tağuta karşı zorlu bir görev üstleneceğini bilmeden.

Heyhat heyhat!

Tarih tekerrür ediyor. Dünya’yı yakıp kavuran, şirk ve küfür çağında, tevhidsiz yaşayan insanlığın her türlü zulme maruz kaldığı, asrın firavunlarının neslimizi o zamanki firavundan daha vahşi ve daha büyük oyun ve desiselerle yok ettiği bir çağda, Musa’ya (aleyhisselam) ateş yakıp onunla firavunun ve düzenin sonunu hazırlamaya başlayan Allah Subhânehu, çağımızda da asrın firavunlarını yok edecek olan ateşi yaktı. Zifiri karanlık içerisinde, tevhid ve cihad ateşi parlamaya başladı. Bu tamamen Allah Subhânehu’ya aittir.

O’nun yaktığı bu ateş ile Rablerine iman eden az bir topluluk kendi ehline (ümmetine) faydalar sağlamak, onları dünyanın zifiri karanlık hayatından ahiretin parlak gündüzüne kavuşturmak için Allah Subhânehu’nun yaktığı ateşe gecenin karanlığında yürüdüler.

Ey İslam ümmeti!

Zamanımızda yakılmış olan, bölgesel ve evrensel firavunları ve onların sistemini yok edecek olan bu tevhid ve cihad ateşinden payınıza düşen kor payını alın. Dünyanın gece karanlığında bu ateş ile yolunuzu bulmaya çalışın.

İşte gözlerinizin önünde yakılmış olan bu meşale büyümektedir. Ondan siz ve ehlinizin menfaatine olacak amelinizi geciktirmeyin.

Rablerinin tevhid meşalesine koşan, ehline (ümmetine) bir fayda sağlamak isteyen Irak’ın Muvahhid Musa’ları önünüzdedir.

Şam’ın hayır sahibi evlatları, bu meşaleye koştular.

İşte Sina’nın aslanları. Gece karanlığına aldırış etmeden firavunun sistemini yok edecek meşaleden bir parça aldılar.

Ve dünyanın diğer bölgelerinde bulunan Musa’nın evlatları ellerinde tevhid ve onun getirisi olan cihad meşalesinden bir pay alarak ehlimize (ümmetimize) fayda verecek yola koyuldular.

Allah’ım, ehlimizi (ümmeti), neslimizi, dünya ve ahirette önümüzü gösterecek olan, bizi karanlıkta bırakmayacak olan bu meşalenin ışığında yürüt. Nasıl ki Musa’ya (aleyhisselam) o ateşi yakıp onu firavun sisteminin yıkılışının bir başlangıcı kıldın ve Musa’ya yardım ettin, zamanımızdaki bu ateşi yakan da sensin. Ve biz senin asrın Muvahhidlerine yardım edip çağdaş firavunları yıkacağına iman ediyoruz. Bizi de bu ışığın etrafında toplanan Musa’nın evlatlarından eyle.

“Nitekim ateşe yaklaşınca, kendisine ey Musa diye vahyedildi. Gerçekten ben senin Rabbinim, ayakkabılarını çıkar, çünkü sen mukaddes vadi Tuva’dasın.” (Taha Suresi – 11-12. Ayet)

Ey Müslümanlar!

Sünnetullah devam ediyor.

İşte Rabbinizin peygamberlere hitabı ve onlardan istediği ilk şeyler. Nebi ﷺ’e elbiselerini temiz tut diyen yüce zat, Musa’dan (aleyhisselam) ayakkabılarını (nalınlarını) çıkarmasını istiyor.

Tefsirlerde, nalın (ayakkabı) kişinin ailesini temsil eder. Çünkü Musa’nın (aleyhisselam) oraya gelirken kafasında yalnız bıraktığı ailesi vardı.
Bir diğer görüşe göre, bütün elbiseleri yünden, yalnız ayakkabısı eşek derisinden yapılmıştı. Ondan dolayı çıkarması istendi.

Bir diğer görüş ise, Mescid-i Haram ile kıyas yapıldığıdır. Çünkü Kabe’ye giren kişinin ayakkabılarını çıkarması gerekir. Bu ve benzeri değişik tefsirler yapılmıştır.

Genel olarak göreceksiniz ki kişinin İslami hayatında olmaması gereken sıfatlardan arınması ile alakalıdır.

Ey İslam’ın ehli!

Rabbinizin vahyine kulak verin. Bu mücadelede size yakışmayan ve sizi yavaşlatacak düşünce ve planları çıkarın hayatınızdan. Eğer tevhid ve onun yolunda cihad edecekseniz, size ayak bağı olan her şeyi çıkarıp atın.
Çünkü mukaddes bir davayı yürüteceksiniz. Ailem, malım, işim gibi sizi bir an düşündüren ne varsa onları çıkarın ve atın.

Ey İslam cemaatleri!

Rabbinizin şeriatı için cihad edip şeriatı ikame etmek için, ayağınızda bulunan maslahat nalınlarını çıkarın. Zira onlar yaklarınıza dolanmakta ve sizleri yanan meşaleden nasibinizi almaktan alıkoymakta.
Çıkarın ayağınızdan, haftada bir dernek, vakıf ve sohbet evlerinde İslami inkılap dersleri yapıp sonrasında rahat uykulara daldıran gaflet ayakkabısını.

Ey İslam’ın ferdi!

Kurtulmalısın artık hoca ve ilim talebelerinin seni cihaddan alıkoyan tevil ve yorumlarından. Anlamalısın artık onların sana her gün yeni modeller diken birer ayakkabı ustaları olduğunu.

Ey emir, hoca ve ilim talebeleri!

Ne zaman vazgeçeceksiniz hem kendinize hem etrafınızdakilere yeni nalınlar ölçüp biçmekten?

Bu nalınları her gün farklı renklere boyamaktan?

Ne zaman anlayacaksınız cihad etmediğiniz zaman asla izzetinize kavuşamayacağınızı?

Ne zaman kurtulacaksınız, makam, sözü dinlenilme, insanlar tarafından saygı ile karşılanma ve selefin cihadını anlatıp bir gün bile cihad etmeden kendinizi en büyük Mücahid olarak pazarlama hastalığından?

Bu halinizle ümmetin gençlerinin Rableri için mücadele etmesini engelleyen, ayaklara değil basit çıkarılan nalın, kalın zincirlerle pranga vuran birer demirci ustası oldunuz. Oysaki imam olan önde olur.

Ey yeryüzündeki Muvahhidler!

Eğer asrınızda ayak bağı olan her şeyi söküp atanlara bakmak isterseniz, dönün ve sizlere haberi gelen İslam Devleti’nin şehid yiğitlerine, şeriat topraklarında ölümüne sabredip esarete düşen, akidesi ile iffetinde sabreden bacılarımıza, bütün dünyanın istihbarat birimlerinin peşinde olduğu ve her gün şehadetle Rabbine kavuşan emir ve şeyhlerimize bakın.
Onlar ki kendilerini bu davada yavaşlatacak veya oturup düşündürecek hiçbir şey bırakmadılar. Hepsini terk edip Rablerinin rızası için O’nun vahyine kulak verdiler ve tabi oldular.

Öyle ki sizler ya Hilâfet saflarına geçip izzetle izzetlenirsiniz, ya da tağutların sizlere seçtikleri nalınlardan birini giymek zorunda kalırsınız.
Şimdi oturup düşünün, gerçekten samimi olarak kendinize sorun. Şeriat yolunda cihad etmek ve cihad edenlerin arasına katılmak için, tağutların tahakkümünden kurtulup tertemiz şeriatın hâkimiyetine, firavunların sömürüsünden kurtulup, izzetli bir hayat sürenlerin arasına katılmaktan seni alıkoyan ve Allah Subhânehu’nun senden çıkarmasını istediği şey nedir?

Bu soruya cevap verirken de her insanın kendi nefsine şahit olarak yeteceği gerçeğini unutma!

Ve sök at hayatından seni izzete kavuşmaktan alıkoyacak bütün ayakkabıları!

Yazının devam gelecek inşaAllah (Taha Suresi Gölgesinde İslam Devleti – 3)…

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları İdrak Medya'ya aittir, resim ve haberler değiştirilemez yalnız dağıtılabilir. Tüm Hakları Saklıdır © 2020 İDRAK MEDYA